Bu İçeriği Paylaş
6 Şubat 2015 Cuma

Hızır Orucu 13-14-15 Şubat

Hızır, bugün oldukça geniş bir coğrafyada dara düşenlerin, ezilenlerin, karda tipiye tutulanların, denizde boğulmak üzere olanların, işkence görenlerin, hastaların, fakir ve yoksulların, “yetiş imdadıma ya Hızır” diyerek yakardıkları ortak bir kurtar


Hızır ve Hızır Orucu

 

Hızır, bugün oldukça geniş bir coğrafyada dara düşenlerin, ezilenlerin, karda tipiye tutulanların, denizde boğulmak üzere olanların, işkence görenlerin, hastaların, fakir ve yoksulların, “yetiş imdadıma ya Hızır” diyerek yakardıkları ortak bir kurtarıcıdır. Ölümsüz olduğu bilinir.

Hızır; Alevilere göre, kimi zaman bir melek, kimi zaman kurtarıcı ve yaratıcıdır. Alevi kızılbaşlar misafiri Hızır’la, Hızır’ı da Hz. Ali ile özdeşleştirmişlerdir. Hızır, Nebî’dir (yani peygamberdir); Hızır, Şâh-ı Merdan Ali’dir. Ya da Hz. Ali’nin insanlara anında yardıma koşması için görevlendirdiği yanı başımızdaki temsilcisidir.

Hızır inancının izlerini Nuh Tufanı’nda, Tevrat’ta, Kur’an’da, Hz. Ali’nin kabrinin bulunduğu Necef’te, Hz. Hüseyin’in şehid olduğu Kerbelâ’da bulmak mümkündür. Yakın tarihimizde Orta Asya’da Ahmet Yesevi’de, Anadolu’da da Hacı Bektaş Veli, Abdal Musa, Şah Kulu, Seyyit Battal Gazi, Hamza Baba, Pir Sultan Abdal ve Dersim’deki Düzgün Baba’da olduğu gibi Alevilerin ziyaret yerleri ve önderleri bünyeside yaşatıldığını biliyoruz.

Bu arada Hızır inancının yüzyıllarca önce Anadolu’dan Balkanlar’a göç edenler aracılığıyla Arnavutluk’a oradan da Makedonya’nın Tetova kentinde bulunan Harbâti Baba’ya ve çeşitli yörelere kadar taşındığını, gelenek ve görenekleriyle Balkanlar’da yaşatılmakta olduğunu bilmekte fayda vardır. Türkiye’den 1960’lı yıllarda işgücü olarak başta Almanya olmak üzere, Avrupa ülkelerine  gönderilen Aleviler aracılğıyla Hızır’ın Avrupa’ya ve hatta Amerika’ya kadar uzandığına tanık olmaktayız. Bugün Avrupa’da doğup büyümekte olan Alevi çocukları Hızır’ı yaşadıkları ülkenin dilinde yorumlayıp anlatıyorlar. Artık “Hızır bana yardım et” yerine “Hızır hilft mir” demektedirler.

Takdir edilir ki, “Hızır” adı, somuttan soyuta geçildiğinde; koruyucu, kurtarıcı, yaratıcı, yardımcı kimliği nedeniyle; yarı insan, yarı melek, yarı peygamber simgesi olarak karşımıza çıkabiliyor. 

Hızır, toplumsal yaşamda adalet ve güvencenin de sembolü olmuştur. Haksızlığa uğrayanları “Hızır belanı, cezanı versin” dediklerini ve burada haksızlığa urayanların Hızır’ra nasıl inandıklarını görüyoruz.

Hızır Anadolu insanı için her zaman doğru, çalışkan, her yerde hazır–nazır, adaletli, yardımsever, dar günde imda da anında yetişen, bilge, ulu, evliya veya derviştir.
Öte yandan Hızır’ın yaşadığı dönemle ilgili olarak çeşitli düşünceler bulunmaktadır. Ancak, Hızır’ın Hz. İbrahim döneminde yaşadığı Babil’den göç ettiği tezleri ile birlikte, Süleyman Peygamber döneminde de yaşadığını iddia edenler bulunmaktadır. Ancak, üzerinde ciddiyetle durulan iddialardan biri de   Hızır’ın Hz. Musa’dan çok önce, İran hükümdarı Feridûn döneminde yaşadığı ve Zü’l-Karneyn’in öncü kuvvetlerini yönettiğidir. Bir başka iddia ise Hızır’ın, Hz. Musa döneminde yaşadığını anlatan bir görüşme ile bağlantılıdır.

Hızır’a verilen değeri Fakir Ednâ şu sözlerle dile getirir:

Çok günah işledim senin katında
Eriş Şâh-ı Merdan sen imdad eyle
Kul daralmayınca Hızır yetişmez
Yetiş Hızır Nebî sen imdat eyle

Türkiye’deki Aleviler tarafından cemlerde seslendirilen beyitlerde, Hızır’ın bir başka adının da Behrûz olarak dile getirildiği görülmektedir. Yine aynı beyitlerde adı Behrûz olan Hızır’ın Süryanice konuştuğu vurgulanmaktadır. Tanrı tarafından insanlara yardım etmek için görevlendirilmiştir. Kudüs’te oturduğuna inanılan Hızır, istediği anda istediği yerde görülebilir.

Aşağıda Hızır’ı hem Şâh-ı Merdan Ali olarak gören, hem de diğer adının Behrûz ve dilinin de Süryanice olduğunu vurgulayan Şükrü Metin Baba’nın beş kıtadan  oluşan bir nefesini aktararak, konuya açıklık getirmeye çalışacağız. 

Şâh-ı  Merdan Ali

Zulmet deryasını nur edip gelen
Hızır-İlyas Şâh-ı Merdan Ali’dir
Gariban mazlumun halini bilen
Hızır-İlyas Şâh-ı Merdan Ali’dir

Bir anda cevelan eder cihanı
Kalbi saf olanın dest ü damanı
Bir ismi Behrûzıdur lisani Süryani
Hızır-İlyas Şâh-ı Merdan Ali’dir

Merdi meydan eylemektir iyi er
Gafil olma kardeş çera´n söner
Her gördüğün Hızır bilmektir hüner
Hızır-İlyas Şâh-ı Merdan Ali’dir

Ehl-i iman eyler ikrar sebatı
Kendinde seyr eder sıfatı zatı
Hızır ile içen Ab-ı Hayatı
Hızır-İlyas Şâh-ı Merdan Ali’dir

Şükrü Metin Baba bu demden içer
Sâk-i kevser ile Sırât’ı geçer
Hızır’ı ademde arayıp seçer
Hızır-İlyas Şâh-ı Merdan Ali’dir

 
BOZATLI HIZIR HERYERDE HAZIR VE NAZIRDIR:

Hızır Orucu Yas-ı Muharrem veya Oniki İmamlar Orucu aksine bir bayram niteliğindedir.  Bozatlı Hızır günümüzde oldukça geniş bir coğrafyada dara düşenlerin, karda kışta tipiye tutulanların, hastaların, fakirlerin, içten, gönülden hulisi itikadla “yetiş imdadımıza yâ Bozatlı Hızır” diyenlerin imdadına yetişen bir nebi ve evliyadır. Darda kalanların imdadına yetişen ölümsüzlük/hayat suyunu yâni âb-ı hayatı içip ebedileşen yâ da Hakk Teâlâ bütün kâinatı yaratan eşi benzeri olmayan El İhlas suresinde tek olarak geçen zatıyla ebedi ve kayım olan yüce Allah kendi mevcuyetinde varlık âleminin binbir ismiyle vücud bulan sıfatlar zincirinde herdaim diri olup heryerde hazır ve nazır olan ilm-ul ledun yâni batınî ilmi Hakk Teâlâ katında bir rahmet olarak armağan edildiği Hızır (a.s) Cenâb-ı Hakk’ın has kullarında bir kul olan Hakk nebisidir.

Bismi Şah Allah Allah Niyazınız nur ola Şah zuhur ola HIZIR lokmasına dahil ola Yiyene helal, yedirene delil ola Bir lokması bin belanızı defeyleye Dertlerinize derman, hastalarınıza şifa Allah’tan ola. Cümle nebiler Erenler Kerem eyleye. Lokmalarınız Hak dergâhında kabul ve makbul ola. Yüce Allah tutmuş olduğunuz oruçları, pişirip dağıttığınız lokmaları dergâhı izzetinde kabul ve makbul eyleye. Dil bizden, nefes Bozatlı Hızır’dan ola. Aşkı ile....

YAHŞİLER KÖYÜ GENÇLİĞİ
www.yahsilerkoyu.com
 
 

 
Bu içerik 3002 defa okundu.
* Bu işlemi gerçekleştirebilmek için Üye Girişi yapmanız gerekli!
Yorum Yazın